GELHADİ
MENÜ |
| |
| |
|
GelHadi
Fıkralar |
Ali okula
yazılıcakmış. Ama çok fırlama bir çocuk
olduğundan babası bazı önlemler almaya karar
vermiş ve okuldaki öğretmenine ve diğer
öğretmenlere durumu anlatmış. Sıra servis
şöförüne gelmiş servis şöförüne oğlunun ne kadar
fırlama olduğunu anlatmış. Şöför hiç oralı
olmamış içinden ufacık çocuk ne kadar fırlama
olabilir ki demiş. Okul günü gelmiş ve Ali
alınması gereken yerden servise binmiş.
Yolculuğun ilk başlarında sakin sakin oturan Ali
daha sonra şöförün yanına gelerek "amca benim
annem tavuk babam horoz olsaydı ben civciv
olurdum değilmi" demiş. Şöför "evet yavrum şimdi
geç yerine otur "demiş. Bİraz sonra Ali yine
şöförün yanına giderek "amca benim annem inek
babam boğa alsaydı ben buzağı olurdum
değilmi"demiş. Şöför biraz sinirli "evet şimdi
git yerine otur " demiş. Biraz sonra Ali yine
şöförün yanına gelerek "amca benim annem" demeye
kalmadan şöför Ali'ye "ben sana bir soru
soracağım "demiş ve ardından "senin annen orospu
baban pezevenk olsaydı sen ne olurdun bakayım"
demiş. Ali sırıtarak cevap vermiş
"ŞÖFÖR". |
Bir kürt ve
Temel Amerikaya zengin olmak için gitmişler. 1
sene sonra aynı yerde tekrar buluşmak üzere
ayrılmışlar... Bir sene sonra Temel yine aynı
şekilde beş parasız buluşma yerine gelmiş. Daha
sonra yanına bir limuzin yanaşmış ve içinden
smokin giymiş bizim kürt çıkmış. Kısa bir
selamlaşmadan sonra -Temel: Valla ben hiç bir
baltaya sap olamadım der. Ama görüyorum ki sen
oldukça iyi durumdasın. _ Kürt: Eh işte durum
iyi der. Valla bu amerikalılar salak. Bir fal
makinası yaptım. 5 dolara elini makineye
koyuyorsun ve fala bakıyor der. Daha sonra yine
bir sene sonrası için sözleşirler. Bir sene
sonra yine kürt limuzini ile gelir ve beklemeye
başlar. 10 dk sonra tepeden dabadabadabna bir
helikopter iner ve içinden bizim Temel çıkar.
Kürt şaşırır. Ulan nasıl olduda bukadar zengin
oldun? - Temel : Valla bu amarikalılar çok
salak. Ben senin makineyi biraz geliştirdim der.
5$'a elini veriyorsun fala bakıyor. 10$
vermezsen elini geri
alamıyorsun. |
Sınıfta
öğretmen sormuş: Dalda üç kuş var, birini vurdum
kaç tane kalır? Çocuk cevaplamış: Hiç kalmaz
örtmenim. "Olur mu oğlum" demiş öğretmen, "2
tane kalır." "Olmaz öğretmenim" demiş çocuk,
"siz birini vurunca diğerleri aptal değil ya
sesten ürküp kaçarlar..." Öğretmen şaşırmış ve "
Aferin oğlum, cevabın yanlış ama düşünce tarzını
beğendim." demiş. Sonra çocuk, "Öğretmenim, ben
de size bir şey sormak istiyorum: Karşıdan üç
tane bayan geliyor, üçü de dondurma yiyor, ama
biri yalayarak, biri ısırarak, diğeri de emerek
yiyor dondurmayı. Sizce bunlardan hangisi
evlidir? " Öğretmen kızmış ama, cevap veremedi
dedirtmemek için belli etmemiş, "Emerek yiyen
evlidir" demiş. Çocuk, "Olur mu öğretmenim ne
alakası var, parmağında yüzük olan evlidir"
demiş, "Ama düşünce tarzınızı
beğendim." |
Adamın biri
bir gün İngiltere'ye gezmeğe gitmek istemiş.
Tabi ingilizce bilmediğinden arkadaşına sormuş:
-Yav ben İngiltere'ye gidince onlarla nasıl
anlaşacağım? demiş. Arkadaşıda: -Bak konuştuğun
her cümlenin sonuna 'ing' koy , onlar senin ne
demek istediğini anlarlar demiş. Ve adam
ingiltere'ye gitmiş ve solugu bir cafede almış.
Arkadaşının taktiğini uygulamaya başlamış ve
garsonu çağırmış: -Sen bana bir çay
getirebiling? demiş ve garson şaşkın şaşkın çay
getirmeye gitmiş. Garson çayı hemen getirmiş.
Adam demişki: -Bak , ben ne güzel ingilizce
konuşuyoring değiling? demiş. Garson lafı
yapıştırmış: -Ben Türk olmaying , bok içerdin
çaying! |
Doktor
hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü
birde çok kötü haberi olduğunu söyler. Daha
sonrada ilk önce hangisini söylememi istersiniz
diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi duymak
istediğini söyler. Doktor hastaya
"Tahlillerinizi aldım ve ne yazık ki 24 saat
ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır. Doktora
sorar "Daha kötü haber ne olabilirki ?"
Doktor "Dünden beri sizi arıyorum ama
telefonunuzu daha yeni
düşürebildim." |
Askerde
kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara
giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda
hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor...
Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan
aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala
vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor..
Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi
taklit yapıyorlar... Enson çuvala vuruyor ses
yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme,
tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir
veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan
sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince,
bitkin bir ses: "Patateeeeeees" |
Adamın biri
bir gün meyhaneden çıkmış tabii kafasıda iyi.
Yolda bir ayağı kaldırımda bir ayağıda yolda
yürüyormuş. Adamın biri bunu görüp yanına
yaklaşmış. Ve de merakını gizleyemeden sormuş.
-Ya hemşerim , niye bir ayağın asfaltta bir
ayağın kaldırımda yürüyorsun? Bir yerde
yürüsene? demiş. Adamda ona: -Allah razı olsun
hemşerim sana. Bende acaba ne zaman topal oldum
diye düşünüyordum. |
Bir adam
diğerine sordu: Köpeğinizi satın almak
istiyorum ama sadık mıdır? -Hem de fazlasıyla
sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti
verebilirim. -Nasıl bu kadar emin
olabilirsiniz? Şimdiye kadar 5 kere sattım.
Her seferinde de geri
geldi. |
İki general
bir cafede oturup konuşuyorlarmış. İçkinin de
etkisiyle generalin biri "benim bir erim var çok
salak demiş. Diğeriyse "hayır, benim bir erim
var o daha da salaktır." demiş. Tartışma çok
büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu
anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar
vermişler. İlk general askerini yanına çağırıp
"oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir Mercedes al
gel" demiş. İkinci general de askerini çağırıp
"git bak ben ordu evinde miyim?" demiş. İki
asker yolda karşılaşmışlar. İlki "ya benim
general çok salak. Bu günün pazar olduğunu
bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi."
demiş. İkincisiyse "benim general daha salak.
Yanında telefon dururken, beni ordu evine
gönderdi." demiş. |
Külkedisi
meşhur baloya gitmek için tam hazırlanmaya
başlayacakken regl olduğunu farkeder. Tüm
aramalarına rağmen üvey kardeşleri orkid ve
tamponları sakladığından çaresizlik içinde
ağlamaya başlar. O sırada iyilik perisi elinde
bir tamponla belirir ve saat tam geceyarısı evde
olması gerektiğini sıkı sıkı tembihler.
Külkedisi büyük bir neşe içinde baloya gider ve
gecenin en güzel kızı olarak bütün bir gece
yakışıklı prensiyle dans eder. Vaktin nasıl
geçtiğini anlamayan külkedisi birde bakar ki
geceyarısına on saniye kalmış. Panik içinde
toparlanıp kaçmaya çalışırken büyük bir patlama
olur . Tampon balkabağına
dönüşmüştür.... |
Biri içinde 1
milyar bulunan cüzdanını kaybetmiş. Kaybettiği
yerdekilere cüzdanını getirene 100 milyon
vereceğini söylemiş. Kalabalıktan bir ses daha
duyulmuş. -O cüzdanı bulup bana getirene 250
milyom vereceğim...! |
Amerikada
yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum
yapacakmış. Hastaneye kaldırmışlar. Tabii ilgi
obiçim. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane.
Neyse doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz
doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk
kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür
görmez hemen bağırmış. -HEY JOE, Ön kapıyı
tutmuşlar, arka kapıdan
kaçalım. |
Yağmurlu,
soğuk bir günde Amerika'da dünya polis
teşkilatlarının yarışması vardır. Yarışmada
Amerikan polisleri, Alman polisleri, Rus
polisleri, İtalyan polisleri ve Türk polisleri
yarışmaktadır. Yarışmanın amacı ormanda bir fili
hangi ülkanin polis teşklatı daha az sürede
yakalayacakdır. Yarışma başlar ve Alman
polisleri ormana girerler aradan 30 dakika geçer
ve Alman polisleri gelir. Sıra Rus polislerine
gelir ve aynı şekilde ormana girerler aradan 15
dakika geçer ve Rus polisleri gelir. Amerikan
polislerine sıra gelince üstün elektronik
aletleriyle fili 10 dakikada ormandan
çıkarırlar. Sıra gelir Türk polisine ormana
girerler ve aradan 3 dakika geçer ve
beraberinde'de bir ayı getirirler, bütün polis
teşkilatları şaşkınlık içerisinde türklere
sorarlar biz sana fil dedik siz bize ayı
getirmişsiniz diyince Türkler daha cevap
vermeden ayı atılır söze abi anam avradım olsun
ki ben filim der. |
Bir gün Fatih
Terim Fransa milli takımı antrönörü Aime jacquet
ile karşılaşmış. - Hocam sen bu takımı nasıl
seçtin de şampiyon oldunuz? demiş. -Çok kolay
zekalarına göre seçiyorum. Bak mesela sana bir
örnek vereyim demiş ve Zidane'ı çağırmış. -
Zidan'a oğlum söyle bakayım senin annenin ve
babanın çocuğu olan ama senin kardeşin olmayan
kimdir? Zidane biraz düşünmüş, tabiiki ben
oluyorum demiş. Fatih Terim bundan çok
etkilenmiş. Türkiye'ye döner dönmez Hakan
Şükür'ü çağırmış. - Hakan sana bir soru
soracağım eğer bilirsen bu hafta seni takıma
alırım, bil bakalım annenin ve babanın çocuğu
olan ama kardeşin olmayan kimdir? Hakan biraz
düşünmüş işin içinden çıkamamış, biraz zaman
istemiş ve hemen koşmuş Arif'i bulmuş. - Arif
annenin ve babanın çocuğu olan ama kardeşin
olmayan kimdir? Arif cevap vermiş: Benim
tabiiki, Hakan sevinçle Fatih Terim'in yanına
dönmüş: - Sorunun cevabını buldum hocam:
Arif'imiş Fatih Terim köpürmüş - Vay salak
herif Arif olur mu hiç, doğru cevap Zidane
idi. |
Baba kutup
ayısı ile oğlu dolaşıyorlarmış. Yavru ayı:
-Baba, benim dedem kutup ayısı mıydı? diye
sormuş. Babası da: -Tabii ki oğlum diye
cevaplamış. Biraz daha yürüdükten sonra
Yavru ayı: -Peki, dedemin babası kutup ayısı
mıydı? Baba biraz meraklanarak: -Tabii ki
yavrum, dedenin babası da kutup ayısıydı, niye
merak ettin ki? Yavru ayı: -Hiiç... diye
cevap vermiş. Biraz daha yürüdükten sonra
Yavru ayı yine: -Peki, dedemin
annesi? Baba, biraz da sinirlenerek: -Evet
yavrum, o da kutup ayısıydı sertçe karşılık
vermiş. Aradan fazla geçmeden Yavru ayı yine:
-Peki baba, dedemin babasının babası, annesi,
amcası filan hepsi kutup ayısı mıydı? diye
sormuş. Babası bu sefer kızarak: -Evet, hepsi
kutup ayısıydı. Benim babam, annem, annenin
babası, annesi, onaların babaları, annaleri,
senin bütün sülalen kutup ayısı tamam mı? diye
bağırmış. Ardından da niye soruyosun bunları
diye azarlamış oğlunu. Oğlu da: -Nerden
bileyim. Üşüyorum, ?mına koyim.
demiş. |
Adamın biri
bayan bevliye mütehasısına muayene için
gider.Bayan doktor hastaya derdini sorar. Hasta
adam "VALLA DOKTOR HANIM YAPAMIYORUM"der. Doktor
hanım hastayı muayene eder, tahliller yapar
sonunda reçetesini yazar ve hastayı bir ay sonra
tekrar gelmek üzere gönderir. Bir ay sonra hasta
adam tekrar kontrole gelince doktor hanım sorar
"NE OLDU TEDAVİM İŞE YARADIMI?". Hasta "MAALESEF
DOKTOR"der. Doktor "ALLAH ALLAH" der. Tekrar
aynı muayene ve tahlilleri yapar hastaya
reçeteyi düzenleyip bir ay sonra gelmek üzere
gönderir. Bir ay sonra hasta tekrar gelir, sonuç
aynı. Doktor aynı işlemleri tekrarlar fakat
sonuç değişmez. Doktor en son kontrole gelişinde
artık yaptığı tedaviden sonuç alamamanın
kızgınlığıyla hastaya "GEÇ ODAYA SOYUN"der.
Hasta soyunur, doktorda soyunur, bir güzel işi
bitirirler. Doktor sinirlenir ve "HANİ ULAN
YAPAMIYORDUN" der. Hasta sırıtarak "BULUNCA
YAPIYORUM DOKTOR"
der. |
Adam bürosuna
gelir gelmez sekreterine kendisini arayan olup
olmadığını sormuş. Sekreter bir beyin geldiğini
ancak adını söylemediğini belirtmiş. Adam "O
sersem kardeşim olmalı" diye söylenince
sekreter, "Olabilir efendim. Çünkü size çok
benziyordu" demiş. |
Temel araba
sürerken kirmizi isikta geçmis.Tabi bunu gören
polis temeli durdurmus. - Polis : Ehliyet ve
ruhsat beyfendi - Temel : Verdunuzdami
isteysunuz. |
Benzin
istasyonunun önünde bir afiş: "Depoyu dolduran
Lotaryada tutturursa bedava seks kazanıyor." İki
kafadar benzinciye "Doldur depoyu" der, sonra
bedava seks için lotaryaya talip olur...
Benzinci sorar: Kafamdan bir sayı tuttum,
bilirseniz bedava seks. "Üç" derler... Benzinci,
"Bilemediniz, ben beş tutmuştum." Bir hafta
sonra iki kafadar yine gelir, depo yine
doldurulur, yine lotarya... Bizimkiler "Yedi"
der. Benzinci "Olmadı, ben altı tutmuştum". Üç
gün sora yine depoyu doldururlar, yine
lotarya... "Iki" derler, benzinci "Bir" der.
Kafadarlardan biri arkadaşına açılır... "Yahu bu
bizi kandırıyor galiba, hep başka rakam
söylüyor... Hile yapmasın!" Diğeri cevap verir:
"Yok canım kızkardeşim arka arkaya iki kere
kazandı." |
Kadın
sevgilisiyle birlikteyken kocasının eve
girdiğini duyar. - Çabuk! Köşeye geç ve bir
heykel gibi davran. Adamın her yerine bebek yağı
sürer, üzerine de bebe pudrası serper. -
Sakın kımıldama ve heykelmissin gibi davran!
- Bu nedir? hayatım, diye sorar kocası
kapıdan girer girmez. - O mu? Sadece bir
heykel. Smithler yatak odaları için bir tane
almışlardı. O kadar sevdim ki bir tane de ben
ısmarladım. Kimse o andan itibaren heykel
hakkında konuşmaz hatta yatağa girene kadar.
Gece saat iki gibi koca kalkar ve mutfağa gider,
bir kaç dakika sonra da elinde bir sandviç ve
bir bira ile geri döner. - Al bakalım, der,
bir şeyler ye. Ben 3 gün boyunca Smith'lerde
idiyot gibi dikilirken kimse bana bir bardak su
bile
vermemişti. |
İtalya'da
Vatikan yakınlarında bir eve gece hırsız girmiş.
Hırsız evin içinde karanlıkta ilerlerken
arkasından bir ses gelmiş: -Seni ben görüyorum.
İsa da görüyor! Hırsız panik içinde bir köşeye
sinip ve farkedilmemeyi ümit ederken ses tekrar
yükselmiş - Seni ben görüyorum. İsa da görüyor!
Hırsız sesin kendine seslendiğine emin olunca el
fenerini açıp, sesin sahibini aramaya başlamış
ve bakmış bir Papağan! Şaşkınlıkla söylemiş -
Konusan sen miydin? Papağan tekrar konuşmuş
-Evet.. Bunun üzerine Hırsız -Ama sen
Papağansın! Papağan cevap vermiş. -Evet ben
Papağanım...İsa da Doberman.. |
Bir adam
uçağıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden
uçağı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer.
Adam ne yapayım ne yapayım diye düşünürken
birden bir Afrika kabilesinin ona doğru
yaklaştığını görür. Adam içinden "İste şimdi
boku yedik" der. O anda düşüncesinde Nur yüzlü
dedenin sesini duyar. - Hayır evladım boku
yemedin. - Peki ne yapmam gerek ? -
Şuradaki mızrağı görüyormusun? - Evet. - Al
onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine
batır. Adam mızrağı alır ve adamın tam
kalbine batırır. -Evladım işte şimdi boku
yedin. |
Bıçkın ve
aynı zamanda hovarda bir adam ölür ve cehenneme
gider. Cehennemde birkaç gün kaldıktan sonra
cennet görevlisi melek gelir ve seni cennete
götüreceğim der. Bizim bıçkın halinden memnun
görevli melekle cennetin yoluna koyulurlar.
Cennetin kapısına yaklaştıklarında içeriden
feryat figan sesler duyar ve meleğe döner, - Sen
beni cennete götürecektin der. Melek burası
cennet deyince, içerideki sesler nedir demiş,
melek : - ha o sesler içerideki iyi insanlara
kanat takılacak onun için sırtlarına delik
açılıyor demiş. Bizimki ürkmüş cennetin yolunda
biraz daha ilerlemişler bu sefer geçenki
seslerden daha acı ve yoğun sesler gelmeye
başlamış. Bıçkın yine sormuş; Şimdi neler
oluyor, neden sesler daha acı? Melek: - İyi
insanların başlarına halka takılacak onun için
başlarını deliyorlar. Bizimki iyice korkmuş ve
ben cehenneme gitmek istiyorum deyince melek iyi
ama orada da sana kuyruk takacaklar demiş.
Bıçkın olsun olsun nasıl olsa onun deliği hazır
demiş. |
Üç mahkum
cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste
geçirecekleri günler için bir eşya getirilmesine
izin verilmiştir. Otobüste, biri diğerine döner
ve sorar, "ee, sen ne getirdin ?", diğer mahkum
bir kutu boya çıkarır ve bunlarla herşeyi
boyayabileceğini söyler ve diyer mahkuma sorar,
"sen ne getirdin ?". Oda, yanındaki kutuyu açar
ve içinden iskambil kağıtlarını çıkarır.
"Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya
herhangi bir kart oyunu oynayabilirim" der.
Üçüncü mahkum köşede sessizce sırıtarak
oturmaktadır. Diğer iki mahkum farkeder ve
sorarlar, "Sen niye kendinden eminsin o kadar,
sen ne getirdin ?" Üçüncü mahkum bir kutu
çıkarır ve gülerek "bu tamponları getirdim,"
der. Diğer iki mahkumunda kafası karışmıştır,
merakla sorarlar, "Bunlarla ne yapabilirsin ki?"
Üçüncü yine sırıtır ve kutuyu göstererek "Kutuda
yazdığına göre, bunlarla at sürebilir, yüzmeye
gidebilir hatta paten
kayabilirmişim" |
Becky ve Sam
50'nci evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı. Sam
birden soruverdi: "Sevgilim, bu elli yıl içinde
beni hiç aldattın mı?.." "O da nereden çıktı?"
diye sinirlendi Becky.. "Cevabı da öğrenmek
istemezsin herhalde ?.." "İsterim" dedi Sam..
"Lütfen anlat, ne olur?.." "Madem öyle" dedi
Becky, "Üç kez aldattım seni.." "Üç kez öyle
mi?.. Kimlerdi onlar?.." "İlki" diye anlatmaya
başladı Becky, "Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi
diş kliniğini kurmak istiyordun ama hiçbir banka
sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka yöneticisi
eve geldi, hiçbir şey sormadan tüm kağıtları
imzaladı ve sen en modern araçları
getirebildin." "Ooo Becky.. Benim için kendini
feda ettin ha.. Benim sevgili karım!.. Peki
ikincisi.." "Hani 50 yaşında felaket bir kalp
krizi geçirmiştin.. Çok kritik bir bye-pass
ameliyatı geçirmen gerekiyordu da, hiçbir doktor
sana el süremiyordu.. Her an ölebilirdin. O
sırada Dr. Bakey onca yoldan kalktı geldi.
Ameliyatını yaptı, seni hayata döndürdü.." "Ah
benim sevgili karım.. Hayatımı kurtarmak için
kendini bir kez daha feda ettin öyle mi?.. Hiç
kimsenin böyle harika bir eşi olamaz. Böyle bir
şey yapman beni ne kadar sevdiğini gösterir.
Üçüncü peki?.." "Hatırlıyor musun, yıllar önce
Diş Hekimleri Odası Başkanı olmayı fena halde
istiyordun ve 47 oyun
eksikti?.." |
Günün birinde
Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates
kendilerini tanrının yanında bulmuşlar. Tanrı
bunlara dönmüş " Sizi buraya çağırdım çünkü 2000
yılında kıyametin kopacağını cemaatlerinize
haber vermenizi istiyorum" demiş. Daha ne
olduğunu anlayamadan bi de bakmışlar ki
evlerindeler... Clinton, hemen ülkenin bütün
televizyonlarına haber vermiş ve canlı yayına
çıkmış. " Sayın vatandaşlarım, size bir iyi bir
de kötü haberim var. İyi olanı, In god we trust
harbi harbi var. Yani bunca zaman boşuna
inanmadınız. Kötü olan ise 2000 yılında kıyamet
kopacak..." Kastro'da boş durmamış hemen
insanlarının karşısına geçmiş. " Yoldaşlar
üzgünüm ama size iki kötü haberim var.
Birincisi, bunca zaman kendimizi kandırmısız,
tanrı gerçekten de varmış! İkincisi ise daha
kötü, daha tanrıya inanamadan hepimiz öleceğiz,
çünkü 2000 yılında kıyamet kopuyor." Bu arada
Gates'de bütün kurmaylarını toplamış havadis
veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var.
Birincisi, tanrı beni dünyanın en önemli üç
kişisinden biri olarak görüyor. İkincisi ise
artık "year2000" problemini çözmemize gerek
kalmadı..." |
Adamın biri
bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar.
Dilenciye bir para verir ve al bununla bir
sigara alırsın der. Dilenci "beyim ben hiç
sigara içmem" der. Bunun üzerine adam o zaman
bir bira içersin der. Dilenci "ben ağzıma içki
koymam" der. Sen de o zaman bir altılı oynarsın.
Dilenci "beyim ben hiç kumarda oynamam" deyince
adam o zaman al bu parayı ve bizim eve gel der.
Dilenci neden olduğunu sorar. Adam "Karım seni
bir görsün içki ve sigara içmeyen, kumar
oynamayan bir adamın hali ne
oluyor." |
Temel deliler
hastanesine düsmüs.Odada 15- 20 tane deli
varmis.Odada bir delik varmii deliler siraya
girip delige bakiyorlarmis.Temel de merak etmis
girmis siraya...Sira Temele Gelince ; - Temel
: Burda bisi yok puraya neden bakarsunuz
demis. - Delinin Biri : Biz 20 senedir
bakiyoz bisi göremedik de sen bir bakistami
görecen
demis. |
Temelle
Dursun bir agacin dibinde yatiyorlarmiss. Dursun
Bir ara Kalkip Temele demiski ; - Dursun :
Ula Temel Manzaraya bak demis. - Temel :
Dursun agaçyan bisi coremeyrum
demis. |
Bir kadin
Kirmizi isiktan geçmis.Polis Durdurmus; -
Polis: Nereye gidiyon teyze baksana isiga -
Teyze: Saaanee Eltime
cideyrumm. |
Temel bir
adam öldürmüs ve Temeli hapishane ye koymuslar.
Mahkeme zamani gelince ; - Hakim : Temel idam
cezasina çaptirildin demis ölümlerden ölüm
beyen... - Temel : Hakim bey bana aids virüsü
verin de biraz daha yasarim demisler. Temele
vermisler aids virüsünü salmislar. Ertesi gün
; - Temel : Ula ben ne kadar akilliyim he
bana aids vürüsünü verirken prezarvatif
takmistim demis. |
Temel Askere
gidiyor . Askerden döndügünde yolda Dursunu
görüyorr. - Temel : Dursun Babam
neriyedu? - Dursun: Temel Baban Öldüü. -
Temel : vah vahhh. Mezari neerde? - Dursun:
Tabutla götürürlerken suya düstü kayboldu -
Temel:Annem nerde peki Dursun? - Dursun:
Annende babamin ölümünden sonra hep agliya
agliya öldü - Temel: ula Dursun desene söndü
ocagim - Dursun: Yok ben giderken hala eviniz
yaniyordu. |
Temel mantik
bilmine merak salmis.Ertesi gün Temel kütüphane
ye gitmis.ve bir kitap almis mantik ilmi ile
ilgili... kasada; - Temel : Sayin kasiyer
beyfendi ben böle böle mantik bilmine merak
saldim bana bu konuda ön bilgi verirmisiniz
demiş. - Kasiyer : Tabi beyfendi Mesela
evinizde akvaryum varmı? - Temel : var -
Kasiyer :akvaryumu görünce akliniza ne gelir
demis su suya bakinca akliniza ne gelir deniz
denize bakinca akliniza ne gelir plaj e plaj a
bakinca akliniza ne gelir civil civil kizlar
civil civil kizlara bakinca akliniza ne gelir
demis ehuheheu.Bunun gibi birbirine bagli zincir
demis. Temel kitabi yarilamis ve yolda
yürürken Dursun u görmüs; - Temel : Ula
Dursun ben mantik bilmine merak saldim ula -
Dursun: O bokyiyen o nedu - Temel : Dursun
bak evine akvaryum var mi? - Dursun: Yok -
Temel : O bokyiyen sen yoksa IBNE
musun |
Sayfa : 1 - 2 | | | |